Kas’tan sonra Xanthos’u gezmeyi dusundum ama o gun icin yorucu olacagini farkedince kalacak yer olarak Patara’yi belirledim, ki boylece asil planda yer bulamayan Patara Antik kentini de gezecegim. Gelemis koyune ulasinca yol uzerinde gordugum yesilliklerle sarili bir pansiyona girip oda fiyati sordum ve odayi da gordukten sonra kalmaya karar verdim. Daha motosikletten esyalari indirmeden kendime bir bira siparis verdim ve gunun yorgunlugunu atmaya calistim. Daha sonrasinda dus, dinlenme ve rahat uyumak icin tekrar bir bira 🙂

Surus sonrasi soguk bira

Iyi bir uyku sonrasinda sabah erkenden uyanip motosiklete esyalarimi yukledim ve Gelemis’e sadece 2 km uzaktaki antik kente ulastim. Antik kente giris ile Patara plajina giris ayni noktadan yapiliyor. Patara plaji koruma alani icerisinde oldugu icin jandarma kontrolu de olabiliyor. Gelemis’ten Patara’ya kadar olan 2 kmlik yol arnavut kaldirimi taslardan yapildigi icin scooter ile ziplaya ziplaya gittim ve icimden surekli kufurler yagdirdim maalesef. Guvenlik noktasindan once Patara Antik Kenti’nin dogu kapisi var, sehrin buyuklugunu simgeleyecek kadar hasmetli gorunuyor. Giriste bekleyen araclarin hepsi plaja giderken ben antik kentin otoparkinda golge bir alan bulup girdim. Antik kent oldukca buyuk bir alana yayilmis durumda oldugu icin tamamini gezmenin zor oldugu soyleniyor. Yapilar arasindaki mesafeler uzunmus.

Patara Dogu Kapisi

Once tiyatroyu gezmeye koyuldum, daha sonra ise tiyatronun arkasindan dolasip tepelere tirmaniyorum. Antik kentlerde en hoslandigim sey bazen cok zor ve tehlikeli olsa da kimsenin ulasmadigi, merak etmedigi yerlere gidip oradaki yapilari gormek. Daha once benden baska gezenler de oldugu icin genelde patika yollar belirgin oluyor, bazen de kendime dikenli patikalardan yol actim. Tepede su toplamak icin kullanilmis bir sarnic var, sarnicin icine inilen merdiveni gormek mumkun.

Patara Antik Tiyatro

Tepeden tum alani gormek mumkun, Patara plaji, kum tepeleri, eskiden liman olan bataklik alan. Plajin sadece belirli bir kismi denize girilmeye izin verilecek sekilde ayarlanmis cunku Patara plaji Caretta caretta kaplumbagalarinin ureme alani bu sebeple plaja giris saatleri kontrollu. Tepeden asagiya inip baska bir yamactaki kahramanlik anitina gittim. Anittan geriye cok bir sey kalmamis ama manzarasi bir harika ve bol ruzgarli oldugu icin serinlemek icin ideal bir yer. Gezerken yanima aldigim termosumun icinde surekli soguk su bulundurdum. Icmek icin ara ara buldugum golge alanlarda kisa molalar verdim.

Tepeden Patara kum tepeleri

Tepeden Patara yerlesim

Tepeden indikten sonra sehrin merkezindeki restore edilmis meclis binasini, sutunlu caddeyi gezdim. Meclis binasi ile sutunlu cadde arasinda bir gemi var. Bu kopya sadece sazlardan yapilmis bir gemi ve Karadeniz’den yola cikip Canakkale’ye kadar ulasmis bir antik geminin kopyasi. Gemi ile ilgili daha fazla bilgiyi asagidaki adresten bulabilirsiniz.

https://www.hurriyetdailynews.com/german-archaeologist-donates-replica-of-ancient-ship-to-turkey-146731

Patara Sutunlu cadde

Antik gemi kopyasi

Otoparktan cikarken, sicagin verdigi halsizlik ve dikkatsizlikle de, farketmeden gidonu tam kirip gaz verince scooteri saga dogru yatirdim, kendimi de yerde buldum. Motoru kapatip kaldirmayi denedim ama yukleriyle birlikte 210-220 kg gelen scooteri kaldirmayi denesem de beceremedim. Ikinci denemede de beceremeyip yere biraktim, birileri gelsin de yardim etsin diye bekledim. O sirada otoparkta otomobillerine dogru giden bir cift kosar adimlarla yardima geldiler, birlikte kaldirdik. Fransiz olduklarini ogrendigim cift bana iyi olup olmadigimi bir kac kez sordu, devam edip edemeyecegimi sordu, tesekkur edip sorun olmadigini ve devam edecegimi soyledim. Daha sonra ayni yerde motosikletli baska bir arkadasla tanistik. Demre’li arkadasta cevredeki Antik kentleri geziyormus, Patara’dan sonra Xanthos ve Tlos’u da gezecegini soyledi. Fransiz cift yardim ederken o da gormus bize dogru yardima geliyormus tam o sirada. Ben plaja bakacagimi soyleyip arkadastan ayrildim o da Xanthos’a dogru gitti.

Plaja girdim ancak ne yuzmeye mecalim vardi ne de insan kalabaligina. Plajin otoparki bile curcuna icindeydi, plaja gitmek icimden gelmedi, ben de yolumu Xanthos’a dogru cevirdim. Xanthos antik kenti UNESCO Dunya Miraslari listesinde bulunan bir kent. Motosikleti kentin girisindeki bir agacin golgesine birakirken su asagidaki fotograftaki arkadasla karsilastim. Sicaktan bayilmis gibi duruyordu ben de elime su icirdim, biraz kendine geldi ama yatmaya da devam etti. Motosikleti ona emanet edip kenti gezmeye basladim.

Motosikletimin koruyucusu

Sehri gezmeye once hala buyuk bir kismi ayakta olan tiyatrodan basladim, daha sonra da tiyatronun tam zitti yonundeki tepenin arkasina tirmandim. Yuruyus patikasini belirlemek icin patika boyunca sinir taslarini beyaza boyamislar, yolunuzu bulmaniz kolaylasiyor. Bu patika sizi Likya kaya mezarlarina ulastiriyor. Tepenin arkasi neredeyse kaya mezarlari ile dolu. Daha sonra normal biri olmadigim icin geldigim yoldan donmedim, calilarin dikenlerin arasindan baska mezar ve anit mezarlar da gorerek bilet gisesinin oldugu, motosikletimin yanina indim. Kent cok buyuk sayilmaz ama kaya mezarlarina ulasmak sicak havada zorlayici oldu.

Xanthos tiyatro

Bu arada, Xanthos’ta Patara’da karsilastigim motosikletli arkadas ile tekrar karsilastim, yuruyus sonrasi dinlenirken sohbet etme firsatimiz oldu. O da yorulmus ve o da Tlos’u ziyaret etmekten vazgeciyor. Letoon sehri hakkinda konustuk, o Demre’ye donecegini soyledi ben de yaklasik 120km uzaktaki Dalyan’a gidecegimi soyledim. Daha sonra motosikletimi minik arkadasimdan teslim aldim ve yola koyuldum.

Xanthos kaya mezari

Xanthos kaya mezari 2

Okuyan bir cok kisi Fethiye/Oludeniz/Faralya civarini neden gezmedigimi soracaktir. Benim bu gezideki amacim zaten insanlardan uzak olma istegiydi. Bir yandan COVID salginindan uzaklasmak, bir yandan ozel hayatimdaki calkantilarin etkisinden kacmak, bir yandan da genel olarak Istanbul insanindan kacmak istegiydi. Istanbul insani her yerde, ozellikle bu saydigim yerlerde. Haliyle buralardan uzak durmayi istedim.

Dalyan’a varinca kendime otel/pansiyon aramaya basladim. Merkeze yakin, nehir kenarindaki bir sokakta bir otel buldum, fiyatta uygun olunca, Pazar gunu sokaga cikma yasagi olacagindan dolayi, 2 gece kalmaya karar verdim. Aksamustu oldugu ve antik kent kapanacagi icin hemen dinlenmeye gectim. Bir sonraki gun de Pazar oldugu icin Kaunos Antik Kenti’ni ancak Pazartesi gunu Dalyan’dan ayrilirken ziyaret edebilecegim. Otel genel olarak bakimsiz olsa da ne uyku ne de olanaklar konusunda herhangi bir sorun yasamadim. Tek sorun kahvaltinin kalitesiydi, kahvalti onemli 🙂 Otelin isletmecisi ve gedikli bir musterisi olan kadinla bolca sohbet ettik, pazar gununu birlikte gecirdik.

Dalyan genel

Pazartesi sabahi 8 civari uyanip kahvalti sonrasi Kaunos Antik Kenti’ne yola cikiyorum, kent Dalyan merkezine sadece 2km ama nehri feribotla gecmek gerekiyor. Feribot dedigime bakmayin, toplamda 3 otomobili ancak alacak kadar kucuk. 2 motosiklet ve bir minibus biniyoruz. Ucreti 2021 icin 13TL idi yanlis hatirlamiyorsam, yolculuk 4-5 dk suruyor. Karsiya gecince ilk olarak Dalyan merkezinden de gorulen tepelerdeki unlu Kaunos kaya mezarlarini gormeye gidiyorum ancak yukari cikmak yasakmis, uzaktan fotograf cekmekle yetindim.

Dalyan feribot

Uzaktan Kaunos kaya mezarlari

Antik kente ulasinca once soguk su alip termosuma doldurdum ve tum antik kenti karis karis gezmeye basladim. Gercekten de muhtemelen en uzun yuruyuslerimi Kaunos’ta yaptim. Kentte en iyi durumdaki yapi tiyatro ama her yerini gormek icin gezdim. Hatta tepedeki surlara cikmaya bile calistim ki oldukca yuksekti. O kadar cok yoruldum ki sanirim son 5 metre kala vazgectim. Tepedeki telsiz antenine ulasmak uzereydim neredeyse. Yukarida ne vardi hala merak ediyorum 🙂 Daha sonra dinlenip ters istikametteki tepelere ciktim, goleti ve o bolgedeki surlari takip ettim, goletin arkasindaki tuzlaya kadar ulastim. Oldukca yorucuydu benim icin Kaunos’u gezmek.

Tepeden Kaunos

Kaunos tapinak

Kaunos golet

Kaunos tiyatro

Genelde gittigim yerden ayni yoldan donmeyi pek sevmedigim icin donus yolunu koy yollarindan Koycegiz’e cikmak olarak planladim. Asfalti cok iyi olmasa da dogasiyla, yesiliyle, virajlariyla cok guzel bir yoldan gittim. Ozellikle Sultaniye civarindaki Koycegiz golunun yanindan giden virajlar cok guzeldi. Sultaniye civarinda kamping alani var, tavsiye ediliyor, bilginiz olsun. Yine olana uymayarak Koycegiz’den degil de Dogusbelen koyunden D400’e ciktim. Buradan da 200km surusle once Sakar virajlarindan daha sonra da Mugla-Milas yolunu takip ederek Bafa golunun kenarindan Didim’e vardim. Bafa golunun kenarinda, kamyon kasasindan yapilmis bir kafede gozleme ve cay keyfi yaptim, bir kac fotograf cektim.

Koycegiz golu manzarasi

Manzara

Bir sonraki bolum Didim’den basliyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *