Bozkır Turu – E05 – Göreme-Kayseri

Doğan’ın motosikletinin sesiyle uyandım, saat kaçtı bakmadım bile, tekrar uyumuşum. O sabahtan kahvaltı ve biraz gezmek için Avanos’a gitmiş, ben çadırımı ve eşyalarımı toplarken geldi. Onunla ve Alman arkadaş ile vedalaştım ve yola çıktım, hem Avanos şehir içini görmek hem de benzin almak için önce Avanos. Şehir içinde kısa bir sabah turu sonrasında kahvaltıyı küçük bir cafede yaptım, sonra da ver elini Kayseri.

Yolum üzerinde ziyaret etmeyi planladığım herhangi bir tarihi eser, bina ya da doğal yapı işaretlememiştim, hiç durmadan Kayseri’ye devam ettim. Yol çok kaliteli değil, ara ara bozuk kısımlar var.

Kayseri şehir içine gelince ilk olarak yer ayırttığım oteli buldum, oteli arkadaşım da önermişti. Otel tam çevre yolu kenarında olduğu için camlar açık ise biraz gürültü gelebiliyor ama gün içinde dışarıda olacağım için pek umursamadım bu durumu. Bayram nedeniyle yer olmayabilir diyerek yer ayırtmıştım ama hiç gerek yokmuş. Şehir merkezine 15 dakikada yürünebildiği için gezmek için de oldukça uygundu. Odaları temiz ama eskimişti, 2 gün boyunca sadece uyuyacağım için çok dert etmedim.

Biraz dinlendikten sonra Kayseri’de yaşayan, 25 yıldır görüşmediğim bir arkadaşımla buluşmak için onu aradım. Saat ve yer planlamasını yaptıktan sonra onun beni alacağı, şehir merkezindeki noktaya doğru yürüdüm. Bu yürüyüş sırasında yol boyunca gezmeyi planladığım 3-4 tarihi yer var.

Bunlardan ilki, Gevher Nesibe Hatun Medresesi’ndeki Selçuklu Uygarlığı Müzesi. Müzede Selçuklu dönemine ait bir çok bilgi medresenin farklı odalarında anlatılmış. Bazı noktalarda güzel haritalar ve görseller var. Selçuklu hanedanı, ülke yönetimi, din yaklaşımları, günlük yaşam konularında da çok farklı sunumlar bulmak mümkün ama en önemlisi, taş işçiliği gerçekten çok başarılı. Müzeyi gezerken medreseyi de gezmiş oluyorsunuz. Medrese dünyada tıp eğitimi verilen ilk okullardan biri sayılıyor zamanı için.

Gevher Nesibe Hatun Medresesi
Gevher Nesibe Hatun Medresesi
Gevher Nesibe Hatun Medresesi
Gevher Nesibe Hatun Medresesi

Medreseden sonra yolumun üzerinde Kayseri Kalesi var. Diğer şehirlerden farklı olarak kaleden çok surlarla çevrili alan demek daha uygun olur, sonuçta Kayseri dümdüz 🙂

Belediye kalenin içerisine bir çok yapı kondurarak burayı farklı bir hale getirmiş. İçerisinde konser alanı, cafe ve restoran, çocuk oyun alanı ve en önemlisi; arkeoloji müzesi var. Kalenin zemin katı tamamen arkeoloji müzesine ayrılmış.

Müzenin iç tasarımı, eserlerin sunumu oldukça güzel, ben çok beğendim. Kayseri ve çevresindeki tüm tarihi yerlerden bahsedilmiş ve bahsedilirken farklı alanlar ve odalar kullanılmış. Işık kullanımı, yürüme düzeni de güzel planlanmış. Müze içinde çok güzel eserler var.

Kayseri Arkeoloji Müzesi
Kayseri Arkeoloji Müzesi
Kayseri Arkeoloji Müzesi
Kayseri Arkeoloji Müzesi

Müzeden çıkarken arkadaşım aradı ve beni tam kalenin önündeki saat kulesinin yanından aldı. Üniversiteden bu yana sadece internetten görüşüyorduk, 25 yıl sonra tekrar buluşmuş olduk. Beni alıp Talas civarında bir yerlere gittik, giderken de kısa bir şehir turu atmış olduk. Uzun bir sohbet ve serinleme sonrasında yemek için Kayseri’nin geleneksel yemeklerini tadabileceğimiz bir restorana gittik. İlk kez Kayseri Yağlaması denedim ve oldukça başarılı buldum, biraz fazla bile geldi porsiyonu. İçecek olarakta hayatımda ilk kez denediğim “Gilaburu meyve suyu”. Buruk bir tadı vardı ama fena değildi bence.

Kayseri Saat Kulesi

Kahve faslından sonra arkadaşım beni otelime bıraktı, ben de dinlendikten ve Instagram’da oyalandıktan sonra uyudum.

  1. Gün – Kayseri

Kayseri ‘de son günümde arkadaşım bana katılamadığı için tek başımayım, aklımdaki yer Mimar Sinan’ın doğduğu köy olarak bilinen Ağırnas. Kayseri’den 25km uzaktaki bu köyde bir de yeraltı şehri varmış, onu da ziyaret edeceğim.

İlk olarak tabelalar yardımıyla yeraltı şehrinin olduğu parka ulaştım. Hava mangal kokularıyla kaplanmıştı. Yeraltı şehrinin girişinde demir parmaklıklı kapılar kapalı olduğu için etraftaki insanlara sordum, bekçinin telefon numarasının internette yazılı olduğunu söylediler. Gerçekten de Ağırnas Yeraltı Şehri telefon diye arama yapınca numara çıkıyor :))

Telefon numarasını aradığımda yanıt alamadım sonra ise telefona ulaşılamadı. İşin aksi Mimar Sinan Evi’ni de aynı kişi gezdiriyormuş. Bir umutla gidip, dar sokaklardan geçip Mimar Sinan Evi’ni buldum. Bahçe kapısı kapalıydı ama ittirince açık olduğunu farkettim 🙂 Bahçede bekçi ile karşılaştık, aslında bayram sebebiyle izinli olduğunu ama insanlar gezmeye gelince açtığını söyledi, çok inandırıcı değildi 🙂

Mimar Sinan Evi 2 katlı taş gir ev gibi görünüyor ama aslında Mimar Sinan’ın yaşadığı yer bu binanın bodrum katındaki yeraltı mağaralar. Kapadokya’da olduğu gibi bu bölgede de evler o zamanlar kayalara oyularak yapılıyormuş. Mahzen şeklindeki odalardan birbirine geçilebiliyor. Üstteki bina ise ileriki yıllarda Mimar Sinan’ın torunları tarafından kullanılmış.

Biraz gezip fotoğraf çektikten sonra şehir merkezine döndüm. Merkezde gezeceğim yerlerden bir tanesi Milli Mücadele Müzesi. Kayseri Lisesi’nin eski ana binasındaki müze oldukça güzel tasarlanmış ve düzenlenmiş. Biraz karanlık bir havası olsa da, binanın sadece alt katındaki müzede her odada milli mücadelenin farklı bir dönemi anlatılmış. Müzede Kayseri halkının Milli Mücadeleye katkısı, yaşanan olaylar, öne çıkan kişiler anlatılmış, sadece yazıları okuyarak uzun zamanlar geçirebilirsiniz.

Müzede ayrıca bir odada Kayseri Lisesi’nin tarihi, mezun olmuş ünlü kişiler, mezuniyet ve yoklama defterleri vs gibi belgeler, başka bir odada ise İl Eğitim Müzesi var. Bu odada farklı dönemlerde öğrencilerin eğitiminde kullanılan araçlar, kitaplar, haritalar sergilenmiş.

Milli Mücadele Müzesi’ni gezdikten sonra Kayseri Atatürk Evi’ne ulaşmaya çalışırken yollarda ve meydanlarda çok güzel binalar gördüm, bunlardan bir tanesi şu an şehir kütüphanesi haline getirilmiş olan Surp Asdvadzadzin Meryem Ana Kilisesi Araştırma Kütüphanesi. Kilise kapalıydı dışarıdan fotoğraf çekmekle yetinebildim. Bir tanesi de Vakıflar Koruma Kurulu binası.

Kayseri Atatürk Evi, şimdi müze haline getirilmiş olan Atatürk’ün 1919 yılında Milli Mücadele’yi başlattığı dönemde Kayseri’yi ziyaret ettiğinde kaldığı ev. 2 katlı eski bir Kayseri olan müzenin her iki katı da gezilebiliyor. Odalarda Atatürk’ün hayatı, milli mücadele döneminde Kayseri, Ata’nın Kayseri ziyaretleri kronolojik olarak fotoğraflarla anlatılmış. Her şehirde farklı, görmediğim Atatürk fotoğrafları ile karşılaşıyorum bu da beni sevindiriyor.

Atatürk Evi’nden çıktıktan sonra biraz Kayseri eski çarşıda dolaştım, sonra da yemek yemeye karar verdim. Esnaf lokantası ararken yüksek puanlı bir pideci buldum. Ben pide desem de, o bir Develi Cıvıklısı. İnce hamurdan yapılmış bu pide lezzetliydi ve Konya’nın bıçak sırtına benziyordu ama sanırım bıçak sırtı daha lezzetli.

Develi Cıvıklısı

Kayseri’de son günümün tüm öğleden sonrasını Eski Talas’a ayırdım. Belediye Eski Talas evlerinin bazılarını restore etmiş, diğer işletmecileri de desteklemiş anlaşılan ve bölge farklı bir kimliğe bürünmüş. Kahveciler, cafeler, hediyelik eşya dükkanları ile dolmuş, güzel de olmuş. Eski Talas evleri taş işçiliği ve yeşillikleri ile çok güzeller, yeni Talas ise beton yığını. Ağaçları kesip güneşten yanan binalar dikip klimalarla soğutmaya çalışıyoruz. Tam bir gerizekalılık.

Akşama kadar etrafta gezindim sonra da otelime döndüm. Sabaha Ankara yolları.

Rota;

Leave a Reply

Your email address will not be published.