Amsterdam Gezisi – 1. Gün

Şehir merkezinden otelimize mesafeyi bavullarla yürümemek için 1 numaralı hattı kullandık. 4 günlük tatilimiz boyunca 72 saatlik hakkımız olduğu için ilk gun tramvayda I amsterdam kartımızı kullanmadık. Tramvaylarda biletler araç içindeki biletçiden de alınabiliyor. Tramvay için tek bilet 3 euro. Biletlerle ilgili önemli nokta da bileti araca binerken de inerken de okuyucu cihaza okutmak gerekiyor. Tüm Avrupa şehirlerinde (İstanbul hariç) toplu taşımada bölge (zone/district) kavramı olduğu için biletin okutulma zaman ve okutulma bölgesi önemli.

Tramvaydan Huygensstraat istasyonunda inip otelimize geriye doğru yürüdük. Daha sonraları Leidsplein meydanındaki istasyonun daha yakın olduğunu farkedip hep onu kullandık. Otel merkeze 2km uzaklıkta, önünden 1 numaralı tramvay hattının geçtiği Overtoom adlı cadde üzerindeydi, hemen yanında Marqt adlı bir market var. (Bu markette sadece kredi kartı geçiyor nakit geçmiyor, elimizdekilerle kasaya gelince acı bir şekilde öğrendik.) Otel 2 katlı, odaları küçük ama düzenli. Odada yatağın başındaki duvarda büyük bir at resmi var ismine yakışır bir şekilde. Sanırım her odada konsept gereği bu şekilde resimler var. İlk iş olarak banyoyu, ısıtma sistemini ve kablosuz interneti denedik, hiçbirinde sorun çıkmayınca rahat bir nefes aldık.

Odamıza yerleştikten sonra dışarı çıkıp yemek yemeye karar verdik. Şehir kartlarımızdaki haritayı elimize alıp Leidsplein’e doğru yürüdük. Leidsplein şehrin en hareketli meydanlarından biri. Çok sayıda kafe, restoran ve dükkan var. Biraz yürüdükten sonra 1-2-5 numaralı tramvayların geçtiği Leidedstraat caddesinde bir dükkandan külahta kızarmış soslu patates aldık. Çeşitli sosları var, külahtaki kızarmış patatesin üzerine döküp size veriyorlar. Külah boyutuna ve sos sayısına göre fiyatlandırılıyor. Orta boy bir külah patatesin fiyatı 2,5 euro civarında.

Şehirde gezindikten sonra yemek için akşam saat 20:00 gibi Leidsplein meydanındaki en kalabalık yerlerden biri olan Satellite Sports Cafe ‘ye oturduk. Mekanın her yerinde büyük ekran TV’ler var ve hepsinde spor karşılaşmaları açık. Menülerden anlaşıldığı kadarıyla Hollandalılar et yemeyi seviyor. Bu mekanın en önemli olaylarından biri Arjantin mutfağından gelen sınırsız kaburga menüleri. Sınırsız menüyü söylediğiniz zaman siz yeter diyene kadar masanıza soslu kaburga geliyor. Porsiyonları oldukça büyük ve lezzetli. Heineken biralarla birlikte hepsini bitiremedigimiz sınırsız menüler için toplamda 50 euro ödedik.

Satellite’tan çıkıp şehri gezmeye devam ederken kar yağmaya başlamıştı. Gündüz çok soğuk değildi ama kar yağışı ile birlikte her şey değişmiş oldu. Kar yağışına rağmen bisikletleriyle caddelerde dolaşanlar Amsterdamlılar ve karda düşmemek için penguen yürüyüşüyle otellerine dönmeye çalışan biz turistler. Kalın giyinmeme rağmen üşüdüğüm için kız arkadaşımın koluna daha fazla sarılıp bir yandan da haritadan yolu bulmaya çalıştım ama tabii ki her seferinde olduğu gibi kaybolduk. Biraz uğraştıktan sonra tekrar yolumuzu bulup otelimize döndük. Sıcak bir duş sonrası hemen uyumuşuz.

Amsterdam Gezisi – 2. Gün

One Response

  1. Ozgur says:

    Spare ribs yani kaburgalar domuz kaburgası.Arzu eden arkadaşlar yiyebilir ama adminin tavsiyesine uyup sipariş verdim bilmeden ve aklıma geldi ve son anda iptal edebildim:(

Leave a Reply


*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.