Antik Kentler Gezisi – S02E04 – İzmir-Aydın

Sabah 08:00 tüm aile uyandı, benim motosikleti yüklememi izledi 🙂 Vedalaştıktan sonra Güzelbahçe, Seferihisar, Sığacık yolunu takip ederek Teos ‘a ulaştım. Teos ‘a ilk gelişim 1993 yılında lisede ders gezisi ile olmuştu.

Teos Antik kenti devasa bir arazi içerisinde, hiçbiri tam sağlam kalmamış bir kaç kalıntıdan ibaret, muhtemelen kentin büyük kısmı hala toprak altında yatıyor. Kentin ortasında kamulaştırması devam eden özel mülk (bağ evi/bahçe/tarla) var. Bu mülke sadece arazi sahipleri girebiliyor, yollarda da sadece onlara izin veriliyor.

Dionysos kutsal alanı, tiyatro, akropol, agora ve bouleterion gezilebilir ama hiç biri tam bir yapı sayılmazlar. Tiyatro harap durumda, Dionysos tapınağının tek bir sütunu bile yok malesef. Akropoldeki tapınağın temeli duruyorken sadece bouleterion görünür biçimde duruyor.

Teos Agora
Teos Tiyatro
Teos Bouleterion
Teos arazi

Ören yerinin müzesi yok sadece yazıtların ve çevirileri olduğu plakalarla dolu bir koridor var.

Arazi çok büyük ve yapılar görece dağınık olduğu için gezmesi uzun sürüyor, sabah serinliğinde gezmek en mantıklısı burayı. Tüm alanı gezmek 2 saatimi aldı, bu arada kimlerin tarlasına girdim bilemiyorum tabii. Antik limana kadar inilebiliyormuş ama tekrar çıkıp motosikleti almak filan zor geldi. Antik limana karayolundan ulaşmakta mümkün; motosikleti alıp manzaralı yollardan, pahalı sitelerin, yazlıkların arasından limana indim ama beklentilerimi karşılamayınca geri döndüm. İstikamet Klaros.

Seferihisar – Ahmetbeyli yolu, İzmirlilerin yazlık yeri olan bir kaç beldeden geçen, çok güzel manzaralar sunan bir sahil yolu. Gençken çok farklı zamanlarda bu bölgelerde bulunduğum için bana hiç yabancı değil ama son 20 senede çok değişmiş tabii ki. Kıvrımlı yollardan Ahmetbeyli beldesindeki Klaros ören yerine ulaştım.

Klaros minnak, yıllardır gün yüzüne tam çıkamamış, zeminini sürekli su basan bir antik alan. Antik zamanlarda kutsal bir mekan sayıldığı için insanların şifa bulmak için burayı ziyaret ettiği düşünülüyor. Apollon tapınağı ve diğer yapılar ayakta değil ancak bir kaç yazılı sütun, büyük insan heykelleri oldukça ihtişamlı görünüyor. Homeros’un heykelinin de burada bulunması, kendisinin İzmir’li olduğunu güçlendiren bir bulgu sayılıyor. Antik kenti tamamen gezmek 30 dakikayı aşmıyor, herhangi bir ücreti de yok.

Klaros
Homeros
Güneş Saati
Klaros tonozlu yapı

Planım Ahmetbeyli’de kamp yapmak olsa da, henüz öğle saatleri olduğu için ve bu kadar yaklaşmışken tekrar Ephesus’u da gezmeyi istediğimden fikir değiştirdim, daha sonra da direkt Aydın’a geçerim diye düşündüm. Çünkü Selçuk’tan sonra yol deniz kenarından uzaklaşıyor, kamp yeri bulmakta zorlaşıyor.

Ephesus antik kentine yaklaştıkça inanılmaz bir araç trafiğini gördüm, herkes buraya gelmiş gibi. Motosiklet kullanmanın yararı ile aralardan dalıp sıyrıldım 🙂 Botlarımı değiştirip eşyalarımı kilitledikten sonra gişelere yöneldim ama orası da inanılmaz kalabalık, neyse ki müzekartım var, hemen turnikelerden geçtim.

Antik kenti daha önce bir kaç kez gezmiş olmama rağmen en bilinçli ve en uzun gezim bu oldu. Biraz da OsmAnd+ yardımıyla hızlıca tüm yapıları gezmeye çalıştım. Tabii ki en fazla ilgiyi Celsus Kütüphanesi ve büyük tiyatro çekiyor ama irili ufaklı başka önemli yapılar da var. Genel olarak tümünü gezmeye çalıştım hatta bu gezimde ilk kez vaftizhaneye gittim, ana kapıdan girip diğer girişe kadar ulaştım.

Ephesus Celsus Kütüphanesi
Ephesus Vaftizhane
Dinlenmece
Ephesus Odeon
Ephesus tapınak

Ephesus’u tam anlamıyla gezmek çok uzun sürüyor, ben 3 saat durmadan gezmişim. Çok turistik bir yer olduğu için her yer fotoğraf çeken insanlarla, instagram için poz verenlerle dolu.

Ephesus cadde

Ephesus’tan çıkarken akşam saatleri olduğu için bir sonraki hedefim için Aydın’a sürdüm. Kalyon’da çöp şiş sonrası, sorunsuz ama bol kırmızı ışıklı bir sürüş ile şehre ulaştım ve merkezde kendime güzel bir otel buldum. Aydın’da 2 gece kalacağım. Duş sonrasında biraz yürüyüş, sonra şehir merkezinde 1-2 bira. Odaya dönünce de tüm cihazları sarj ettim.

Aydın’da 2. günüm, alarm çalmadan uyanmışım. Duş alıp eşyaları düzenledim, otelin açık büfe kahvaltısına gittim. Hayatımda ilk kez bir kahvaltıyı yarım bırakmış olabilirim, o kadar başarısız idi.

Planım Tralles antik kentine gitmek, şehir içinde ve otelime sadece 2-3 km uzakta. Navigasyon yardımıyla antik kenti buldum ama girişinde restorasyon sebebiyle kapalı olduğu yazıyordu. Kös kös, aynı taş döşeli saçma yollardan, hoplaya zıplaya şehir merkezine döndüm, navigasyona “Nysa” yazdım.

Aydın’ın Sultanhisar ilçesindeki Nysa antik kenti aslında geçen yılki gezimin planındaydı ancak son dakika değişikliklerine kurban gitmişti. Bir motosiklet forumundan arkadaş ile yazışmıştık ve tekrar gelirsem haber vermemi istemişti. Bu kez önceden haber verdim, ben antik gezene kadar o da işlerini halledince görüşmeyi planladık.

Aydın – Sultanhisar yolu çift şeritli bolca trafik ışığı bulunan bölünmüş bir yol. Diğer telefonumun şarjı az olduğu için Google Maps kurulu telefondan ilerledim. Google Maps antik kente ulaşımı Sultanhisar değil de başka bir beldeden veriyordu, ben yarı yolda iyi şeyler hissetmeyip şarjını bitirmeyi göze alarak diğer telefonumdaki OSMAnd kullanmaya karar verdim. İyi ki Google Maps’e güvenmemişim, meğer diğer yol çok bozukmuş.

Nysa’da çok güzel bazı yapılar binlerce yıldır ayakta duruyor. Roma yapımı tünel, antik tiyatro ve yarısı duran kütüphane binası. Tiyatro çok iyi korunmuş ve tahminimden çok büyük. Sahne binası harika görünüyor ama tel örgü ile kapatıldığı için bu bölüme çıkamadım. Önce tiyatroyu sonra tiyatronun üst kısmındaki yıkılmış kiliseyi, hemen yanındaki kütüphane kalıntılarını sonra da biraz ilerideki taş döşeli sokaklarını gezdim.

Nysa Kütüphane
Nysa Tiyatro ayrıntılar

Antik kenti içerisinde bir yere kadar araçla çıkabiliyorsunuz, burada da agora, forum ve meclis binalarının kalıntıları görülebiliyor. Buradan da tünelin olduğu kısma yürüdüm.

Nysa Agora

Şehre su getirmek için kullanılan iki katlı, büyük, Roma tüneli tam bir mühendislik eseri, üzeri de köprü olarak kullanılmış. Binlerce yıldır kullanılıyor, antik kenti gezerken üzerinden geçiyorsunuz.
Tünele de inilebiliyordu ama ben üşendim açıkçası.

Nysa Tünel
Nysa Stadion
Nysa dükkanlar

Ben gezerken arkadaşım aradı, antik kentin girişinde buluşup, onun yaşadığı beldeye sürmeye ve bir şeyler içmeye karar verdik. Beldenin merkezindeki çay bahçesinde bir şeyler içip sohbet ettik, gezi planlarımdan bahsettik.

Yemek zamanı gelince 10km kadar ötede pideleri ile ünlü Yenipazar ‘a sürdük. O önde KLX 250 ile ben arkada scooter ile hızlı bir yolculuk yaptık. Asıl gitmek istediğimiz pideci kapalı olduğu için Instagram’dan bir arkadaşımın da önerdiği pideciye gittik, o da meşhurmuş, Safiye duy sesimi 🙂 Seçmesi zor olunca ortaya karışık bir şeyler istedik, her birinden bir parça mantıklı geldi. Pide yanında hoşaf ve salata ikram, yıllardır hoşaf içmemiştim tadını unutmuşum 🙂 Pideler inanılmaz lezzetli, dedikleri kadar varmış. En son tahinli pide geldi ki bence en müthişi oydu, kapanışı onunla yaptım.

Yemekten sonra planım Alabanda antik kentine gidip Çine üzerinden Aydın’a dönmek ancak saat 15:00 olmuş, navigasyon dağ yollarından 1 saat veriyor. Neyse deyip arkadaşım ile vedalaşıp yola koyuldum, kendisine buradan da teşekkür edeyim, çok güzel ağırladı beni.

Önce ilçe yollarından sonra köy yollarından sonra ise dağ yollarından ilerledim. Yolların kalitesi oldukça iyi, çoğunlukla viraj ve yeşil. İyi ki bu yolu seçmişim, bazı yerlerde öyle güzel manzaralar var ki durup izledim sadece. Sonra da karayoluna bağlanıp Çine/Doğanyurt köyüne doğru devam. Bir süre çok güzel asfalt bir süre sonra da asfaltlı köy yolu.

Yol antik kenti ikiye bölmüş, bir tarafta bouleterion ve agora, diğer tarafta ise hamam kalındıları ve tepede tiyatro. Önce agora ve bouleterionu gezip sonra tepeye doğru 2 km kadar toprak yolun sonunda tiyatroya ulaştım. Kentin tek sağlam yapısı olan tiyatronun oturma yerlerinin üst kısımları devrilmiş , bu parçalar zamanla küçük kaya parçaları haline gelmiş tiyatronun sahnesine kadar dökülmüş durumda ama yine de çok güzel duruyor. Kentin etrafını saran herhangi bir tel örgü, koruyan herhangi bir güvenlik olmadığı için şehir çok kez define avcılarının hedefi olmuş.

Alabanda Tiyatrosu
Alabanda hamam kalıntıları
Havada mı yuvada mı görecektik?

Bolca fotoğraf çektikten sonra Çine-Aydın yolundan çok sevmesem de hızlı bir şekilde kamyon sollaya sollaya Aydın şehir merkezine ulaştım hem de navigasyon olmadan. Öğle yemeğinin etkisiyle akşam yemeğine ihtiyaç olmadı, hemen duş ve biraz dinlenme. Akşam da otelin alt katında bulunan 3. nesil kahve dükkanında kahve ve gezi notları. Çok fazla müşteri çeken bu dükkanın dış kısmında boş masa bulmak oldukça zor. Sabah yola devam, hedef Yatağan / Stratonikeia.

Gezi rotası

Leave a Reply

Your email address will not be published.