İspanya’da 2.günümüzü bir ortaçağ şehri ve aynı zamanda İspanya’nın eski başkenti olan Toledo ‘da geçirmek için ayarlamıştık. Henüz gelmeden önce hızlı tren biletlerimizi almıştık. Hızlı trenle yaklaşık 30 dakika süren yolculuğun biletleri Renfe web sitesinden online olarak alınabiliyor. Online biletlerin fiyatı kişi başı 10 euro civarındaydı. Sabah saat 8:00 gibi kalkıp 8:50’deki trene yetişmeye çalıştık ancak 5 dk ile treni kaçırdık, biz de önce tren istasyonunda kahvaltı yapıp, bir sonraki trene bilet aldık, ancak son dakika tren biletleri 13 euro olmuştu. İspanyollar, churros dedikleri bizdeki tulumba tatlısına benzeyen bir hamur tatlısı ile kahve içmeye kahvaltı diyorlar 🙂

https://lh4.googleusercontent.com/-vSk-NG7nnHQ/U8mKF6pLCJI/AAAAAAAANBQ/F3lkIFRuJuQ/w1168-h1558-no/20140718_115103.jpg
https://lh5.googleusercontent.com/-lKPrZ3mll6w/U8mHyFLdqgI/AAAAAAAAM_M/Z44wlvxoPjI/w1168-h1558-no/20140718_111120.jpg

30 dakikalık hızlı (229km/saat görünüyordu LCD bilgilendirme ekranında) ve çok rahat bir yolculuk sonrasında Toledo istasyonunda indik. İstasyonda Toledo turlarına bakıp, en kısa olan turu (White Tour) seçtik. Tur dediğime bakmayın, kimsenin kimseyi gezdirdiği yok, sadece bir kaç müze ve kiliseye giriş için birer bileklik ile bir haritadan ibaret bir uygulama. Tur için kişi başı 16 euro verdik ve sonradan aldığımıza pişman olduk çünkü giriş hakkı verilen yerler genelde küçük kiliselerdi ve genelde her birinin girişi 2,5 euro civarındaydı. Ayrıca bu yerler birbirinden farklı noktadaydılar ve hepsini gezmek zordu. Yine de elimize haritamızı alıp şehri gezmeye karar verdik.

Toledo eski şehir merkezine güneş altında yürümektense belediyenin otobüsüyle gittik. Belediye otobüslerinde parayı şoför alıp dijital bir cihazdan bilet kesiyor. Otobüs bileti 1,40 euro ve yolculuk 5 dakika sürüyor. Otobüsün son durağı eski şehir merkezindeki Plaza de Zocodover. Meydandan geçip eski şehrin dar sokaklarındaki dükkanlara ve kılıçlara bakarak gezindik. Toledo ortaçağdan bu yana dünyanın en iyi kılıçlarının yapıldığı bir şehirmiş ve burada hala sinema filmleri ve TV dizileri için kostüm ve savaş aletleri tasarlanıyormuş.

Şehir sokaklarında gezerken başka bir grup müze için kişi başı 7,5 euro ödedik. Bu müzeler, Leonardo Da Vinci’nin bazı tasarımlarının sergilendiği bir müze, ortaçağ işkence aletlerinin sergilendiği Antiguos Instrumentos De Tortura adlı müze ve ortaçağ savaş araç ve aletlerinin sergilendiği müze. Biz bunlardan sonuncuya girmeye zaman bulamadık.

https://lh5.googleusercontent.com/-FDzvIENkBkY/U9TD3m9W3jI/AAAAAAAAOXg/BqjRQV6-nsg/w2336-h1558-no/_MG_8292.JPG
https://lh4.googleusercontent.com/-jXcPexYN7jk/U8mMOWafkMI/AAAAAAAANCk/HQio0U-0dlc/w1168-h1558-no/20140718_160447.jpg
https://lh6.googleusercontent.com/-sKVIBv-xl_0/U8mNn96HONI/AAAAAAAAND4/gmzp96ZSCSc/w1168-h1558-no/20140718_161041.jpg
https://lh6.googleusercontent.com/-c55_MFMkE6g/U8mN1Cw4iII/AAAAAAAANEE/hcyeKNhPyJg/w1168-h1558-no/20140718_161354.jpg

Toledo da sokaklarda ve turumuza dahil kiliselerde biraz gezindikten sonra karnımız acıkınca restoran aradık ama keyfimize göre pek bir yer bulamadık açıkçası. Çoğu restoran turistik ve pahalı, bazı yerler de kalitesiz. İşte biz o kalitesiz yerlerden birine denk geldik. La Otra Bodeva isimli restorana oturup seçmeli menüden karışık paella ve sangria ile bira sipariş ettik. Aslında ben yemekten memnun kaldım diyebilirim ama kız arkadaşım aynı fikirde olmadı. İçeceklerle birlikte, yemek için 14 euro ödedik.

Yemekten sonra Toledo sokaklarını arşınlamaya devam ettik. Önce şehrin en büyük katedrali olan Catedral de Santa María de Toledo ve tabii ki çan kulesini (çan kulesine çıkış ile birlikte 11 euro) daha sonra Endülüs musevileri zamanından eserlerin sergilendiği (Sefardi kelimesi sanırım Sefarad kelimesiyle aynı kökten geliyor. Müze girişi 3 euro) müzesini, sinagogunu manastırını ve kilisesini ve foursquare check-in yapmadığımız için daha adını yazmadığım/hatırlamadığım bir kaç tarihi kiliseyi daha gezdik. O kadar çok yürümüşüz ki bir ara eski Toledo şehrinin sınırlarını aşıp otoyola çıkmışız.






Toledo günübirlikte olsa görülmeye değecek bir şehir, binalar ortaçağda nasıl görünüyorsa hala aynı. Bir tepe üzerine kurulu olduğu için bolca yokuşu var. Şehrin dar sokaklarında tabanvay dışında ulaşım aracı işe yaramaz. Sokaklarda biraz daha gezindikten sonra her zamanki gibi kendime magnet ve anahtarlık aldım. Kız arkadaşım ise açlığını bastırmak için domuz jambonlu sandviç tarzı birşeyler aldı. Ekmeği bana çok kuru geldiği için beğendiğimi söyleyemem. Toledo şehir merkezinden otobüsle tren istasyonuna, hızlı trenle Madrid Atocha istasyonuna, metroyla Sol meydanına döndük. Meydan yine gündüze göre çok kalabalıktı. Birkaç genç dans-akrobasi gösterisi yapıyordu, bir süre onları izledik. Yorgunluk bastırınca yürüyerek otelimize döndük.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *