2013 Yaz Tatili – 3. Bölüm – Behramkale / Assos – 24/27 Temmuz 2013

Aslında tatili, transfer ve rezervasyonları 2 gece Avşa/2 gece Cunda olarak planlamıştık. Ancak Avşa felaketinden sonra tatili uzatarak Cunda’dan Assos ve Bozcaada’ya geçmeye karar verdik. 2 gece Assos/2 gece Bozcaada planı yaptık ancak her ikisi için de rezervasyon yapmadık. Sonuşta ramazan ayı içerisindeydik ve Cunda ‘dan da belli oldu ki fiyatlar uygundu ve kalacak yer sıkıntısı da olmuyordu.

Ulaşım:
Tatilin en zorlu ulaşımını Assos’a doğru yaptık. Ayvalık otogarında Çanakkale üzerinden giden İzmir otobüsü sorduk ancak bu güzergahta otobüs bulamayınca zorunlu olarak bize önerilen yöntemi seçtik. Önce dolmuşla Edremit, oradan Küçükkuyu, oradan da Assos/Behramkale.

Körfez Birlik dolmuşuna bindik ve Edremit’ e geçtik. Normalde özel araçla 45 dakika sürebilecek yolculuk yolcu alıp indirmelerle, şehir içine girmelerle 1,5 saati buldu. Ancak asıl problemi Edremit-Küçükkuyu arasında yaşadık.

Edremit ‘ten bindiğimiz küçük ve yavaş dolmuşumuz yol üzerinde her yer de durdu, Akçay ve Altınoluk yolcuları sürekli değişti. Sanırım Edremit-Küçükkuyu arasını sadece 2 kişi yaşadı, biz. Yolculuk neredeyse 1,5-2 saati bulmuştu. Buna dolmuşun kalabalığını, perdesiz camlarından gelen güneşi de eklemek gerek. Kısaca zahmetli bir yolculuk.

Assos/Behramkale’ye geçmek için Küçükkuyu ‘da inip Assos dolmuşuna bindik. 1 saat süren yolculuk için 8 TL ödedik. Bozuk bir yoldan ilerleyen dolmuş önce Kadırga Koyu’na uğradı daha sonra da son durak olan Behram Köyü’nün merkezinde bizi bıraktı.

Behram Köyü:
Behramkale ve Assos’u 2010 yılında tur ile gezmiş ancak kalmamıştım. Köyü, Assos’u ve Antik Liman’ı biliyordum. İlk iş kendimize kalacak bir yer bulmak oldu. Çantalarımızı köy meydanında bir marketin yanına bırakıp hem köyü gezmeye hem de pansiyon aramaya koyulduk. Sonradan öğrendiğimize göre bir çok köylü köydeki evini İstanbul’lu işletmecilere satıp kendileri köye daha uzak noktalardan ev almışlar ve taşınmışlar. Bir kaç butik otel gördük, konuştuk fiyat sorduk. Güzel tasarlanmış ve yenilenmiş köy evleri şirin ama pahalı butik otele ya da pansiyona dönüştürülmüş. Bunlardan oda fiyatı 250-300 TL civarında olanlar var. Biz daha basit ve doğal bulduğumuz yerlere bakınırken, manzarasıyla, yeşilliğiyle ve tabii ki fiyatının uygunluğu ile “Taşlı Köşk Pansiyon” ‘u seçtik.

Taşlı Köşk Pansiyon:
Pansiyonun merdivenlerinden bahçesine çıkar çıkmaz yemyeşil, otantik bir şekilde düzenlenmiş, köy ve daha ileride deniz manzarası ile öne çıkan bahçesini çok beğendik. Odalardan birini gezerek 2 gece için toplamda 200 TL ‘ye anlaştık ve hemen çantalarımızı getirmeye koştuk.

Bize verilen oda iki duvarı taş, önünde kendi balkonu ve balkonda 2 kişilik bir masası olan oldukça büyük, güzel döşenmiş bir odaydı. Odaya girdiğinizde, duvarlarının taş olması sebebiyle, oda dışarıdan daha serindi. Kaldığımız 3 gün boyunca ne gece ne de gündüz klimayı açmamıza gerek kalmadı. Tek sorun banyo/tuvaleti idi. Banyoda duş için kabin yoktu, merkezi su ısıtma sistemi olmadığı için bekar evlerinde kullanılan küçük elektrikli şofben vardı, bir de, nasıl bir mantıkla/nedenle yapma zorunluluğunda kalmışlarsa, klozetin rezervuar kısmı kapıya dönüktü. Evet, klozete oturduğunuz zaman yüzünüz duvara dönüyor sırtınız da kapıya. Yapısal bir sorun olduğunu düşündük ve hiç umursamadık.

Taşlı Köşk bir aile işletmesi, işletmecileri de genç bir çift, Ali ve Nurcan KOÇ. Tatilimiz boyunca misafirperverliklerinden ve sıcak yaklaşımlarından çok memnun kaldık. İki tane tatlı kızları var, Irmak ve Melisa. Bir de Nurcan Hanım’ın kardeşi Ayşen’i unutmamak gerek. Kahvaltısına bayıldım ben 🙂

Assos Antik Kenti:

Assos Plajları:
Assos tatilimiz boyunca kendi aracımız olmadığı için civardaki 2 plajda denize girdik. Bunlardan biri Antik Liman da bulunan restoran ve kamping işletmelerinin büyük iskeleleri, diğeri de çoğunlukla otel ve motellerin bulunduğu Kadırga Koyu. Her ikisine de köyden kalkan dolmuşlarla 2 TL ücretle ulaşmak mümkün.

Antik Liman bölgesinde deniz suyu soğuk, temiz ancak tabanı taşlık. Özellikle iskelenin bitimine kadar olan bölge büyük taşlarla kaplı, bu yüzden denize iskeleden girmek mantıklı, yoksa su içinde yürümek mümkün değil. Çocuklar için uygun olmadığını belirtmek gerek. Biz Yelken Kamping adlı işletmede yemek için oturmuşken iskele kullanmadan denize girdik. Yelken Kamping hem restoran, hem surf kiralayan, hem de oda kiralayan bir işletme. Kalamar dolmasını denemenizi öneririm.

Kadırga Koyu’nda ise ince taşlardan bir plaj var, deniz suyu iste temiz ama soğuk. Kadırga Koyu en beğendiğim plajlardan biri oldu.
Şezlong ve şemsiyeleri civardaki işletmeler kiralıyor. Dolmuş şoförümüzün önerisiyle Şah-Mat Kamping isimli işletmeden şezlong ve şemsiye kiralayıp akşam saatlerine kadar plajda kaldık. Ramazan olması ve akşam saatleri olması nedeniyle sakin ve huzurluydu.

Leave a Reply


*