Chios (Sakız) – Lesvos (Midilli) Gezisi – 1. Gün – Sakız

Gece 21:00’de bindiğimiz Kamil Koç otobüsü ertesi gün sabah 06:00 civarında Çeşme sınırları içerisindeydi. Ancak bir sorun vardı, ne otobüsü kullanan kaptan şoför ne de yardımcısı Çeşme ‘yi bilmiyordu. Sabah saatlerinde yolcuların tarifiyle önce Alaçatı sonra Ilıca’ya uğradıktan sonra Çeşme otogarına varabildik. Bu ara yollarda ben telefondaki GPS/haritadan, yolcular ise tarifle yol konusunda yardımcı olduk. Otogarda inip yaklaşık 1 km uzaklıktaki limana yürüdük. Limanda henüz çok az sıra vardı, Ertürk Lines check-in bürosunda check-in yapıp limanın hemen karşısındaki Yasu isimli kafede kahvaltı yaptık. Yasu kafe oldukça sıradan, çay, tost, simit dışında çok fazla bir şey sunmayan bir cafe. Çayı da güzel değil.

Saat 08:00 civarı limandaki hareketlilik ve pasaport/vize kontrol sıraları artınca biz de sıraya girdik. Çeşme Limandaki kontrol ofisi çok büyük değil, sıra da oldukça hızlı ilerledi. Benim 1 yıllık Schengen vizem, kız arkadaşımın yeşil pasaportu olmasından dolayı sorun yaşamadık. Günübirlik adaya gelen bir çok kişi Yunanistan ile turizm anlaşması gereği “Kapıda Vize” uygulamasıyla giriş yaptı. Kullanmadığım için detaylarını bilmiyorum ama, belgeleri bir kaç gün önce hazırlayıp firmaya veriyorsunuz, geri kalanı onlar hallediyormuş. İnişte de vize ofisine uğrayıp onaylatıyorsunuz. Bu arada deniz otobüsünde iken, Ertürk Lines ‘ın adada günübirlik turlar yaptığını öğrendik. Aracımız olmadığı ve araç kullanmadığımız için tur programı bize cazip geldiği için kişi başı 20 Euro vererek tur satın aldık.

Pasaport/Vize kontrolü sonrası katamaran tipi tekneye binip adaya yola çıktık. Bu tekne Yenikapı-Mudanya arasında çalışan hızlı deniz otobüslerinden. Hatta onlardan birinin eskisi olabilir. Hızlı bir yolculuk ile 25 dakika kadar sonra Chios Limanı’ ndaydık, önce pasaport/vize kontrolünden geçip duty free fiyatlarına bakındık. Ulusal içkimiz rakı Türkiyedeki satış fiyatından %40 daha ucuzdu. Dönerken Midilli’de fırsat olursa almaya karar verdik.

Limandan çıktıktan sonra 11:45 ‘teki tura geç kalmamak için valizlerimizi pansiyona bırakmak için yürümeye başladık. Pansiyonun sokak ismini haritada bulamadık, yolda kime sorduysak bilemedi, bu noktada pansiyonun pek bilinmediği ortaya çıkmış oldu. Sonunda adresi sorduğumuz bir büfe çalışanı adres rehberinden sokağı bularak bize tarif etti. Limana 850 metre uzaklıktaki pansiyona ulaştığımızda dışarıdan da başarılı olmadığını hemen farkettik. İçeri ise girdiğimizde booking.com ‘daki fotoğraflara benzediği ancak daha eski ve bakımsız olduğunu farkettik. Kız arkadaşımla küçük bir konuşma sonrası kalmamaya karar verdik ve pansiyon sahibi ile bu konuyu tartıştık. Pansiyonun sahibinin İngilizce bilen oğlu Stamatios normalde tüm ödeme olan 90 euroyu ödememiz gerektiğini ancak eğer 50 euro karşılığında 1 gece kalabileceğimizi, booking.com daki rezervasyonu da buna göre değiştireceğini söyledi. Bu şekilde anlaştık ve tura katılmak için limandaki buluşma noktası olan Manika Cafe‘ye gittik. Biz vardığımız sırada tüm otobüs dolmuştu, bizi bekliyorlardı.

Bir otobüs dolusu yaşlı ve fotoğraf makineli Türk turist grubuyla otobüsümüz 3 şehir gezdi. Bunlar; Armolia, Pyrgi ve Mesta. Armolia ‘da çok uzun süre kalmadık, sakız ağaçlarını, ağaçların altındaki sakız kristallerini gördük. Daha sonra biraz alışveriş ve Pyrgi.

Pyrgi ortaçağdan bu yana ayakta kalmış, ilginç mimari süslemelere sahip bir köy. Dar sokak aralarında dolaşırken ortaçağ insanlarının bu mimari özellikleri neden yaptığını anlamaya çalışıyorsunuz. Evler beyaz üzerine siyah renklerle çizilmiş geometrik şekillerle donatılmış. Rehberimiz bazı şekillerin de şans getirmesi için çizildiğini söyledi. Pyrgi ‘nin dar sokaklarında yürüdük, fotoğraf çektik, yorulunca yeşillikler altında bir cafede topluca frappe içip dondurma yedik. Alışveriş yaptık, magnet ve sakızlı ürünlerden aldık.

Pyrgi

Pyrgi

Pyrgi

Pyrgi sonrası otobüsümüz yine bir ortaçağ köyü olan Mesta ‘ya vardı. Pyrgi gibi dar sokaklarıyla, taş evleri ile oldukça iyi korunmuş bir köy. Sokaklarda dolaşırken zaman yavaş işliyormuş gibi geliyor. Sokakları gezerken sakızlı ürünleri deneyebilirsiniz. Sakızlı şekerler, kahve, sakızlı gazoz hatta sakızlı su. Sokaklar boş, sıcaktan dolayı belki, tek tük yaşlılar var. Bir kaç küçük meydanda frappe içen turistlere veya yaşlılara da rastladık. Mesta da en ilginç yapılardan biri de Taxiarchon Kilisesi (Ιερός Ναός Παμμεγίστων Ταξιαρχών). Kilisenin 1305 yılında yapıldığı, 1881 yılında depremde zarar gördüğü ve restore edildiği söylendi. Kilisenin duvarlarında melekleri betimleyen ikona ve resimlere rastlamak mümkün. Gezilmesi gereken yerlerden biri.

Mesta ‘da gezdikten sonra her turda olduğu gibi anlaşmalı restoranda, Mesta limanında Limenas Mestan isimli bir restoranda, uzo eşliğinde deniz ürünleri yedik. Mezeler bizim mezelerden farklı ve daha lezzetli açıkçası. Bira ile birlikte, mesta peyniri, haşlanmış ahtapot, barbun yedik, hepsi harika olmasa da iyiydi. Fiyatlarının bira ile yenilen bir öğle yemeği için yüksek olduğunu söylemek gerek. İki kişilik bu yemek için 36 Euro ödedik.

Otobüsle tekrar Sakız merkezine döndük, pansiyonumuza yürüdük. Pansiyona varınca biraz dinlenip konaklayacak başka bir pansiyon/otel aramaya karar verdik. Sakız limanına yürüyüp bir kaç pansiyon/otele fiyat ve uygunluk sorduk. Bunlardan en iyisi, tur rehberimizin önerdiği oteli ararken bulduğumuz İonia Rooms oldu. Beğendiğimiz iki kişilik oda için indirim de yapılınca, kalan 2 gece için 80 Euro ‘ya anlaştık ve ödemeyi nakit olarak yaptık, sabah check-in yapacağımızı da bildirdik. Gönül rahatlığıyla çıkıp bir şeyler içmek için limanın önündeki caddede gezindik. Liman caddesindeki mekanlar genel olarak gündüz insanların frappe içip, akşam 21:00 ‘den sonra içki içmeye başladığı sosyalleştiği yerler. Bunlar arasında en beğendiğimiz yer olan Plan B isimli kafenin kaldırımdaki bistro masalarına oturduk, kız arkadaşıma frappe bana da bira söyledik. Çoğunlukla gençlerin bulunduğu mekanın ortamı güzel, müzikleri güzel.

Barda otururken Sakız ve Yunan insanları hakkında basit tespitler yapmak mümkün. Gece-gündüz frappe içebiliyorlar, yaşlılar gündüz, gençler ise akşam sosyalleşiyor. Adada yoğun şekilde scooter ve cup tarzı motosiklet var ve her yaştaki insanlar kullanıyor. Yaşlısı, kadını, teyzesi ninesi neredeyse herkes motosiklet kullanıyor. Otomobiller genelde eski ve küçük, çoğunlukla bakımsız. Sıcaktan belki de genelde geç saatlerde yemek yeniyor, dışarı çıkılıyor, gündüz genelde 14:00-18:00 arasında tüm dükkanlar kapalı oluyor; bu saatler içinde sokaklarda birilerini bulmak zor. Biz herhangi bir şekilde sorun yaşamadık ancak ihtiyacınıza göre bu saatlerde alışveriş yapamayabilirsiniz.

Plan B ‘den çıktıktan sonra liman caddesinde yürürken İzmir’den dostlarla karşılaşınca onlarla birlikte Delphinia isimli bir Yunan restoranında oturduk onlarla muhabbet ettik. Aç olmadığımız için sadece ahtapot ve bira söyledik.

Delphinia ‘dan çıktıktan sonra tek gece kalacağımız pansiyonumuza yürüdük. Bu yürüyüşü son kez yaptığımızı bilmek daha güzeldi. Her ne kadar pansiyon odasında o gece rahat etsekte, yorgunluktan rahatsız hissetmemişte olabiliriz.

Chios (Sakız) – Lesvos (Midilli) Gezisi – 1. Gün Sakız
Chios (Sakız) – Lesvos (Midilli) Gezisi – 2. Gün Sakız
Chios (Sakız) – Lesvos (Midilli) Gezisi – 3. Gün Sakız
Chios (Sakız) – Lesvos (Midilli) Gezisi – 4. Gün Molyvos
Chios (Sakız) – Lesvos (Midilli) Gezisi – 5. Gün Molyvos
Chios (Sakız) – Lesvos (Midilli) Gezisi – 6. Gün Petra
Chios (Sakız) – Lesvos (Midilli) Gezisi – 7. Gün Ayvalık

gurcan Written by:

Be First to Comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *