2013 Yaz Tatili – 2. Bölüm – Cunda Adası / Ayvalık – 22/23 Temmuz 2013

Ulaşım:
Cunda ‘ya gitmek için önce feribot ile Avşa Adası ‘ndan Erdek, oradan da otobüsle Ayvalık (Balıkesir) yolunu takip ettik. Erdek ‘ten kalkacak otobüsümüzün hareket saati 09:15 olduğu için Avşa ‘dan en erken kalkan feribot olan 06:00 feribotunu kullandık. Feribot yolculuğu etraftaki adalara da (Marmara, Ekinlik) uğradığı için 2,5-3 saat sürüyor. Sabah feribotu olduğu için herkes koltuklarda uyuyordu ve bu sebeple ayakta kalan bir çok insan oldu. 08:35 ‘te iskeleye yanaşan feribottan inip taksiyle aslında çok kısa mesafe olan otogara 08:45 gibi vardık ve otobüsümüze bindik. Feribot iskelesinden otogara taksi ücreti olarak 6 TL ödedik.

Erdek – Ayvalık arasında bulabildiğimiz tek otobüs firması Balıkesir Uludağ firmasından biletlerimizi daha önceden internet üzerinden satın aldığımız için rahattık. 5 saat süren yolculuğun ücreti kişi başı 37,5 TL.

Ayvalık otogarında indikten sonra meşhur Ayvalık Tostu yemek için merkezdeki “Tostçular Carşısı” ‘na yürümeye karar verdik. Otogarda sorduğumuzda 1-1,5 km uzaklıkta demişlerdi belki daha uzundu, o sıcakta valizle bana öyle gelmiş olmalı. Tostçular Çarşısı ‘nda daha önce de bulunmuş ve tost yemiştim ancak bu kez kız arkadaşımın internet araştırmaları sonucu kez Avşar Büfe de karar kıldık. Yaptıkları Ayvalık tostu harika bir şey. (Avşa notlarında yazmamıştım, Avşa ‘da da Ayvalık tostu yemiştik, oldukça başarısızdı. Ne ekmeği ne de içeriği.) 2 tost, 2 ayran, 2 çay için 15 TL ödedik, çaylarımızı içip Cunda için yola koyulduk.

Cunda:
Tostçular Çarşısı ‘nın çıkışında Cunda ‘ya giden dolmuşlara bindik, 2,5 TL ücretli 15 dakika kadar süren bir yolculuk ile iskele meydanına ulaştık. İskele de, her zaman olduğu gibi, bizi sahilde bulunan restoranların ‘Buyrun, buyrun’ garsonları karşıladı. Cunda da ek olarak dondurmacılar var aynı şekilde karşılayan. Bavullarımızı çekiştirerek Taş Kahve ‘nin hemen arkasında, önceden rezervasyon yaptırdığımız Tutku Pansiyon ‘u bulduk ve hemen odamıza yerleştik.

Tutku Pansiyon bir aile pansiyonu. Bize verilen oda iki kişilik, küçük, Vino Şarap Evi’nin ve Karadeniz Pastanesi’nin sokağına bakan şirin bir odaydı. 65 TL kişi başı ücretli pansiyonun temizliğinden ve hizmetinden çok memnun kaldık. Tek eksiği banyoda duş kabini olmaması. Yan sokaktaki Vino Şarapevi ‘nden gelen hafif müzikte çok hoşuma gitti. Genelde İspanyol ezgileri vardı. Sabah kahvaltılarını pansiyonun önünde ve Karadeniz Pastanesi’nin olduğu sokaktaki masalarda yaptık.

Cunda ‘da kaldığımız iki akşam da Cunda sokaklarını gezdik, 2. akşam rakı-balık-Cunda yaptık. Rakı-balık için ekşisözlükte önerilen bir kaç yer var, biz bunlardan pansiyonumuza 10 metre uzaklıktaki Fofo & Engin Fasıl ‘ı tercih ettik. 35’lik rakı, 4 çeşit meze, 1 porsiyon Papalina için 145 TL vermiş olmak biraz ağır gelmesine rağmen fasıl sebebiyle oldukça memnun kaldık. Bir kemancı ve bir vurmalı çalgı müzisyeninden oluşan fasıl ekibine gecenin ilerleyen saatlerinde mekana ismini veren Engin Hanım eşlik ediyor. Engin Hanım’ın sesinden ve tavırlarından eğlenmemek, memnun kalmamak mümkün değil.

Cunda da görülmesi gereken yerlerden biri de adanın tam tepe noktasında bulunan Rahmi Koç Müzesi diğer adıyla Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı. Bir zamanlar kilise (şapel demek daha doğru aslında) olan bina 2007 yılında Rahmi KOÇ tarafından restore ettirilmiş. Bugün adanın en tepe noktasında insanların doyumsuz manzarasında bir şeyler içebildiği bir cafe ve bir kitaplık bölümüyle kazanılmış bir tarih.

Gündüz sıcağında tepeye yürüyerek tırmandık, kitaplığı gezdik, fotoğraf çektik, kahvelerimizi içtik. Ortamdan, manzaradan ve hizmetten çok memnun kalarak kitaplığa veda ettik.

Cunda Plajları:
Kaldığımız pansiyonun sahibinden Cunda Adası’nda 2 güzel plaj olduğunu öğrendik. Bunlardan biri Çataltepe diğeri de daha küçük olan Kumtur. Her iki plaja da kişi başı 2,5 TL ücretle Çataltepe dolmuşları ile gitmek mümkün. Biz dolmuşa atlayıp ilk olarak Çataltepe Plajı’na gittik. Ancak dolmuştan iner inmez denizdeki dalgaları ve rüzgarı görünce ürktük. Zaten denizde ancak 2-3 kişi varken insanlar plajda şemsiyeleri kapatmış oturuyorlardı. Denize burada giremeyeceğimizi anlayınca aynı dolmuşla Ayvalık otogarına geçmeye ve Sarımsaklı’ya gitmeye karar verdik. Ayvalık otogarından Sarımsaklı dolmuşlarına binip 5 TL ücretle yaklaşık 45 dakika süren yolculukla 16:00 sularında Sarımsaklı plajına ulaştık.

Sarımsaklı plajı oldukça uzun ve güzel bir plaj. Ramazan ayı içerisinde, hafta içi olmasına rağmen yine de kalabalıktı. Eskiden bildiğim Sarımsaklı Plajı ‘ndan daha gelişmiş ve daha güzel gördüm bu gidişimde. Plajda ‘Beach Club’ adını almış büfelerden birinden 15 TL karşılığında 2 şezlong ve 1 şemsiye kiraladık, hemen yüzmeye geçtik. Kız arkadaşım suyun soğukluğundan dem vurup çok fazla kalmadı ancak ben devam ettim. Suyu soğuk evet 🙂

Sarımsaklı ‘dan yine dolmuşla merkeze ulaşıp tekrar “Tostçular Çarşısı” ‘na daldık. Bu kez tercihimiz “Olay Büfe” oldu. Ben Olay ‘ın tostunu Avşar’ın tostundan daha çok beğendiğimi söylemeliyim.

Leave a Reply


*