Yolda

Otobüsteyim. Her zamanki Ankara-İzmir seferlerinden biri benim için. Değişen tek şey otobüs personeli ve yolcular. Hatta yine aynı koltuktayım. Cam kenarı, ortalarda bir yer, bu kez yine 21 numaradayım. Yanımda yaşlı bir amca var neyseki horlamıyor, kendi halinde sessizce uyuyor. Şu ana kadar geçirdiğim en güzel yolculuklardan biri bu. Fazla bir sorun yok hafif bir bel ağrısı dışında. O kadar olacak. Kaç saattır aynı yerde hareketsizce oturuyorum, senin için katlanıyorum ne de olsa. Sana ulaşmak için her iki ayda bir 8 saat/580 km yol tepiyorum nerdeyse.

Biliyorsun yolda pek uyuyamıyorum, kafamı cama koyduğum anda uyumayı istiyorum bazen ama olmuyor iste. Yolda iken genelde etrafi izliyorum. Bazen yolu bazende karanlıkta belli belirsiz siluetleri. Şu an Afyon ‘dayız, her taraf ışıklarla dolu. Işıklı bir kent Afyon, sanki geceleri gündüzlerinden daha aydınlık gibi geliyor hep bana. Yol boyunca ya mermerci ya şekerçi dükkanları görmekten sıkıldım aslInda burada. Karşıdan gelen araçların farları aydınlatıyor çoğu zaman otobüsumuzun içini. Nedense bu kez otobüsün içi daha karanlık her zamankilere göre, sanırım üstteki ışıkları söndürmüşler. Şu an sadece koltukların altındaki koridor ışıklarını açmışlar. Çok güzel bir görüntüsü var aslında koridorun bu haliyle. Başacağın yeri görebiliyorsun ama insanları, koltukları seçemiyorsun.

Dışarısı çok soğuk olmalı. Rüzgarın sesini duyamıyorum ama yol kenarındaki otların hareketlerinden havada güçlü bir rüzgarın estiği belli oluyor. Yolun ötesinde, biraz yüksek tepelerde kar var anlaşılan. Belki biraz sonra, Afyon çıkışına doğru kar görmemiz muhtemel. Afyon’da mola verdiğimiz tesislerde nedense canİm sigara istedi. Biliyorsun seninle birlikte olmaya başladığımızdan bu yana sigara içmiyorum. Ama otobüsten inip keskin soğuğu yüzümde hissettiğimde sanki bir sigara nefesinin beni ısıtacağı ya da kafamın içindeki gereksiz düşünceleri dağıtacağı fikrine ister istemez kapıldım. Şimdi kimseden bir nefes için sigara istenmez ki, ya da boş yere gidip bir paket sigara da alınmaz. En iyisi içmemek, zaten paramı idareli kullanmam gerekiyor. Cebimdeki para ancak 3 gün yeter Ankara’da sanırım. İki gün kalmayı planlamıştım ama bakalım olaylar nasıl yön değiştirecek.

Yol hala bitmedi. Personel oldukça dikkatli kurallar konusunda. Yol boyunca takometre bir ya da iki kez öttü ancak daha fazla değil. Sanırım sabah 8. 30 gibi Ankara’da olabileceğim.

Not: Bu deneme 90’lı yılların sonunda yazıldı, tam tarihini hatırlamıyorum 🙂

Leave a Reply


*