<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>gurcanozturk.com &#187; Denemeler</title>
	<atom:link href="http://gurcanozturk.com/category/denemeler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://gurcanozturk.com</link>
	<description>başka türlü birşey benim istediğim</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Apr 2012 14:09:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Yılgınlık</title>
		<link>http://gurcanozturk.com/2007/05/yilginlik/</link>
		<comments>http://gurcanozturk.com/2007/05/yilginlik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 May 2007 11:09:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gurcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gurcanozturk.com/2007/05/19/yilginlik/</guid>
		<description><![CDATA[Yılgınlık üzerimdeki; iki kelime etmeyecek sorunlardan, kavgalardan ya da gecmişte yaşanmış, öğrenilmiş kötü huyların yaşamı zorlaştırmasından. Öylesine bir yılgınlık ki bu çekip gitmeyle tamamen gitme arasında dolaştıran. Arkama bak(a)mamayı isterdim, ama yapamam, hiç yap(a)amadım. Boşvermeler, gülüp geçmeler, dalgacılık en belirgin belirtisi yılgınlığımın. Bazen susup kalıyor olmak, cevapsız öylesine. Elinden birşeyler gel(e)memesi, gelenlerin beş para etmemesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Yılgınlık üzerimdeki; iki kelime etmeyecek sorunlardan, kavgalardan ya da gecmişte yaşanmış, öğrenilmiş kötü huyların yaşamı zorlaştırmasından. Öylesine bir yılgınlık ki bu çekip gitmeyle tamamen gitme arasında dolaştıran. Arkama bak(a)mamayı isterdim, ama yapamam, hiç yap(a)amadım.</p>
<p>  Boşvermeler, gülüp geçmeler, dalgacılık en belirgin belirtisi yılgınlığımın. Bazen susup kalıyor olmak, cevapsız öylesine. Elinden birşeyler gel(e)memesi, gelenlerin beş para etmemesi hatta beş para olarak bile değerlendirilmemesi belki sebep yılgınlığıma. Belki anlaşılamamak, anlatamamak -kendini, isteklerini, duygularını- yılgınlığı. Hep aynı zaman dilimlerinin kopyası yaşananlar, aynı anlaşılmazlık, aynı mono-diyaloglar.Boğaza düğümlenen; gözlerin sulanmasına, suskunca bir noktaya takılıp kalmaya sebep olan sözleri söyleyememe yılgınlıpı. Keşke söylemeseydim, keşke başka türlü söyleseydimlerle dolu bir hayata sahip olmanın yılgınlığı. Naif biri olup, ince düşünüp, başkasını kırmamaya çalışıp yine de sürekli yanlış anlaşılma yılgınlığı. Her söylediğinin tartılacağını, tahlil edileceğini, ileride yüzüne vurulacağını bilmek yılgınlığı. Belki bu yüzden konuşamamak, istediiğin gibi, aklına geldikçe. Herşeyi içine atmak, umursamaz tavırlar takınmak, rahat olmak belki yılgınlığa ilaç. Ama ya ağızda bıraktığı kötü tad?</p>
<p>  Yıldım ben. Suçlanmaktan, kötü ilan edilmekten, kötülenmekten, yaralanmaktan<br />
 yara almaktan.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gurcanozturk.com/2007/05/yilginlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gidiş</title>
		<link>http://gurcanozturk.com/2007/03/gidis/</link>
		<comments>http://gurcanozturk.com/2007/03/gidis/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Mar 2007 15:32:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gurcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gurcanozturk.com/?p=6</guid>
		<description><![CDATA[Geldigimde evde yoktun.Etrafima bakindim ugrayip ugramadigini anlayabilmek icin ama ne terliklerin ortadaydi ne de koltuk uzerine atilmis herhangi bir sey yoktu,zaten gelseydin anlardim odadaki kokudan.Ama yoktun,anlasilan henuz gelmemistin o geceden beri.Birakilan gazetelerin tarihinden 3 gundur seni goremedigimi anladim. Icimde birseyler vardi seni gorememekten kaynaklanan bir yanma sanki.Bir seyleri soyleyememis olmanin verdigi,gaz rahatsizligi gibi bir seydi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Geldigimde evde yoktun.Etrafima bakindim ugrayip ugramadigini anlayabilmek icin ama ne terliklerin ortadaydi ne de koltuk uzerine atilmis herhangi bir sey yoktu,zaten gelseydin anlardim odadaki kokudan.Ama yoktun,anlasilan henuz gelmemistin o geceden beri.Birakilan gazetelerin tarihinden 3 gundur seni goremedigimi anladim.<br />
<span id="more-6"></span><br />
Icimde birseyler vardi seni gorememekten kaynaklanan bir yanma sanki.Bir seyleri soyleyememis olmanin verdigi,gaz rahatsizligi gibi bir seydi bu.Konusmak istediklerimi soyleyememekten huzursuzdum.Seni kaybetmis olabilecegim aklima geliyordu,oyle ya neden 3 gundur yoktun,neden beni aramiyordun.Iste bu fikirlerdi beni senin evine kadar getiren,yedek anahtarlarla evine girme cesareti verdiren.</p>
<p>Merdivenlerden inerken komsularindan bir kadin ile karsilastim,bana annene gitmis olabilecegini soyledi.Bir an icin mutlu olmustum annenin ismini duymaktan, oysa aramizin ne kadar kotu oldugunu biliyorsun onunla.Sen henuz kendi evine cikmadan once onunla kalirken neler cektigimizi hatirliyorsundur.Arayamiyordum bile seni evden,annen surekli bana hakaretler yagdirip yuzume kapatiyordu seni istedigimde.Ama vazgecmemistim hic.Hep aramistim,ihtiyacin oldugunda,ihtiyacim<br />
oldugunda. O an ki mutlulugum senin hayatinda benden baskasi olmadigini dusunmemdendi.<br />
Oyle ya baska biri olsa ona giderdin annene degil,degil mi ? Ancak isin en kotu yani annenin kavgamizi bahane edip ayrilma istegini koruklemesi &#8211; ki yapar biliyorsun &#8211; olurdu.Ve bu ani dusunce kapladi beynimi birden.Ayriliktan bahseden olmamisti neden aklima ilk olarak ayrilik istegini koruklemesi gelmisti? Benden ayrilmayi isteseydin soylerdin sanirim yuzume.Cunku ben oyle yapardim.Baska biri olsa dahi.Korktum kendimce.Usulca indim merdivenlerinden kac kere beraberce inip ciktigimiz. </p>
<p>Eve dondugumde aksam olmustu,Beraber kaldigimiz kardesim mutfakta yemek yapiyordu  kendince.Pek fazla konusmadan yemege oturduk,ama bana bir seyler soracagindan emindim senin ve iliskimiz hakkinda.O kadar belli olmus muydu aramizdaki sorun onu dusundum bir an.</p>
<p>- O mu?<br />
- O.<br />
- Neden?<br />
- Bilmiyorum.<br />
- Konustunuz mu?<br />
- Hayir.</p>
<p>Bekledigimden daha kisa surdu sorulari.Kafam karismis ama sorularinin hemen bitmesinden memnun olmustum.Konustunuz mu diye sordugunda konusmaya calistigimi ama seni bulamadigimi belki de beni terkettigini dusundugumu soylemedim.Cunku henuz sen bir sey soylememistin,bir tek kelime dahi,yalnizca cantani alip gitmistin yanimdan.<br />
<em><br />
<strong>Not: Denemeyi ne zaman yazdığımı hatırlamıyorum, tahminen 90&#8242;lı yılların sonunda bir tarihte</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gurcanozturk.com/2007/03/gidis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bitiş</title>
		<link>http://gurcanozturk.com/2007/03/bitis/</link>
		<comments>http://gurcanozturk.com/2007/03/bitis/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Mar 2007 15:30:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gurcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gurcanozturk.com/?p=5</guid>
		<description><![CDATA[Yanımızdan birinin geçtiğini farkettim.Bizim yaşadıklarımızı dışardan baktığında anlamayacak bir &#8220;yabancı&#8221;.Birbirimize bakıyorduk. Belki umutsuz,şuçlayıcı,her an savunmaya geçecek gibi konuşma isteklisi -ama bunu belirtemiyorduk- durumda karşılıklı oturuyorduk.Ellerini birleştirmiş masadaki kültablasını izliyordun.O an ne düsündügünü bilmeyi istedim.Kafamda &#8220;Evet&#8221; ve &#8220;Hayır&#8221; lardan oluşmuş kelime yumakları vardı ve bir türlü çözülmüyorlardı. Soru sorsan yanıt veremeyecek,kendini savunamayacak,belki de suçlu benim diyebilecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yanımızdan birinin geçtiğini farkettim.Bizim yaşadıklarımızı dışardan baktığında anlamayacak bir &#8220;yabancı&#8221;.Birbirimize bakıyorduk. Belki umutsuz,şuçlayıcı,her an savunmaya geçecek gibi konuşma isteklisi -ama bunu belirtemiyorduk- durumda karşılıklı oturuyorduk.Ellerini birleştirmiş masadaki kültablasını izliyordun.O an ne düsündügünü bilmeyi istedim.Kafamda &#8220;Evet&#8221; ve &#8220;Hayır&#8221; lardan oluşmuş kelime yumakları vardı ve bir türlü çözülmüyorlardı.<br />
<span id="more-325"></span><br />
Soru sorsan yanıt veremeyecek,kendini savunamayacak,belki de suçlu benim diyebilecek durumdaydım. Belki bu yüzdendi gözlerine bakmaya çalışmam.Oysa aramızda suçlayacak birşeyin olduğunu düsünmüyor aksine, suçlanacak tek seyin içinde yaşadığımız ortamlar olduğunun farkında olduğumuzu biliyordum.</p>
<p>Belki de herşey bu noktada başlıyordu.Kendimizi bulutlara bırakıp -ismini koyamadığım- yaşadığımız ilişkiyi etkileyen engelleri,istekleri, beklentileri,değişimleri vb dış etmenleri görmezden gelerek, hayatımızın ileriki dönemlerinde bunlar önümüze çıktığında yine &#8220;Boşver,biz birbirimizi seviyoruz nasıl olsa&#8221; mı diyecektik.Peki,birşeylerin anlamını farketmiş olup,yaşımız ve içinde bulunduğumuz durumdan geri dönülemeyecek bir &#8220;nokta&#8221; yı kaçırırsak? </p>
<p>Not: Bu deneme yeni bir deneme deği, tahminen 90&#8242;lı yılların sonunda benim tarafımdan yazıldı, ama hatırlamıyorum ne zamanlardı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gurcanozturk.com/2007/03/bitis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yolda</title>
		<link>http://gurcanozturk.com/2007/03/yolda/</link>
		<comments>http://gurcanozturk.com/2007/03/yolda/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Mar 2007 15:29:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gurcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gurcanozturk.com/?p=4</guid>
		<description><![CDATA[Otobüsteyim. Her zamanki Ankara-İzmir seferlerinden biri benim için. Değişen tek şey otobüs personeli ve yolcular. Hatta yine aynı koltuktayım. Cam kenarı, ortalarda bir yer, bu kez yine 21 numaradayım. Yanımda yaşlı bir amca var neyseki horlamıyor, kendi halinde sessizce uyuyor. Şu ana kadar geçirdiğim en güzel yolculuklardan biri bu. Fazla bir sorun yok hafif bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Otobüsteyim. Her zamanki Ankara-İzmir seferlerinden biri benim için. Değişen tek şey otobüs personeli ve yolcular. Hatta yine aynı koltuktayım. Cam kenarı, ortalarda bir yer, bu kez yine 21 numaradayım. Yanımda yaşlı bir amca var neyseki horlamıyor, kendi halinde sessizce uyuyor. Şu ana kadar geçirdiğim en güzel yolculuklardan biri bu. Fazla bir sorun yok hafif bir bel ağrısı dışında. O kadar olacak. Kaç saattır aynı yerde hareketsizce oturuyorum, senin için katlanıyorum ne de olsa. Sana ulaşmak için her iki ayda bir 8 saat/580 km yol tepiyorum nerdeyse.<br />
<span id="more-324"></span><br />
Biliyorsun yolda pek uyuyamıyorum, kafamı cama koyduğum anda uyumayı istiyorum bazen ama olmuyor iste. Yolda iken genelde etrafi izliyorum. Bazen yolu bazende karanlıkta belli belirsiz siluetleri. Şu an Afyon &#8216;dayız, her taraf ışıklarla dolu. Işıklı bir kent Afyon, sanki geceleri gündüzlerinden daha aydınlık gibi geliyor hep bana. Yol boyunca ya mermerci ya şekerçi dükkanları görmekten sıkıldım aslInda burada. Karşıdan gelen araçların farları aydınlatıyor çoğu zaman otobüsumuzun içini. Nedense bu kez otobüsün içi daha karanlık her zamankilere göre, sanırım üstteki ışıkları söndürmüşler. Şu an sadece koltukların altındaki koridor ışıklarını açmışlar. Çok güzel bir görüntüsü var aslında koridorun bu haliyle. Başacağın yeri görebiliyorsun ama insanları, koltukları seçemiyorsun.</p>
<p>Dışarısı çok soğuk olmalı. Rüzgarın sesini duyamıyorum ama yol kenarındaki otların hareketlerinden havada güçlü bir rüzgarın estiği belli oluyor. Yolun ötesinde, biraz yüksek tepelerde kar var anlaşılan. Belki biraz sonra, Afyon çıkışına doğru kar görmemiz muhtemel. Afyon&#8217;da mola verdiğimiz tesislerde nedense canİm sigara istedi. Biliyorsun seninle birlikte olmaya başladığımızdan bu yana sigara içmiyorum. Ama otobüsten inip keskin soğuğu yüzümde hissettiğimde sanki bir sigara nefesinin beni ısıtacağı ya da kafamın içindeki gereksiz düşünceleri dağıtacağı fikrine ister istemez kapıldım. Şimdi kimseden bir nefes için sigara istenmez ki, ya da boş yere gidip bir paket sigara da alınmaz. En iyisi içmemek, zaten paramı idareli kullanmam gerekiyor. Cebimdeki para ancak 3 gün yeter Ankara&#8217;da sanırım. İki gün kalmayı planlamıştım ama bakalım olaylar nasıl yön değiştirecek.</p>
<p>Yol hala bitmedi. Personel oldukça dikkatli kurallar konusunda. Yol boyunca takometre bir ya da iki kez öttü ancak daha fazla değil. Sanırım sabah 8. 30 gibi Ankara&#8217;da olabileceğim.</p>
<p><strong><em>Not: Bu deneme 90&#8242;lı yılların sonunda yazıldı, tam tarihini hatırlamıyorum <img src='http://gurcanozturk.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gurcanozturk.com/2007/03/yolda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kış</title>
		<link>http://gurcanozturk.com/2007/03/kis/</link>
		<comments>http://gurcanozturk.com/2007/03/kis/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Mar 2007 13:22:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>gurcan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gurcanozturk.com/?p=3</guid>
		<description><![CDATA[Küçük bir çocukken sevdiğim tek şey makinelerdi. Onlara bakmaya,onlarla zaman geçirmeye, nasıl çalıştıklarını incelemeye bayılırdım. Tokat’ ın soğuk kış günlerinde benim gibi sürekli ağır bronşit geçiren bir çocuk için en iyi oyun sahası kömür sobamızın ısıttığı oturma odamızdı. Annemin para verip aldığı iplik makaralarını kömür sobasının borularının üzerinden geçirerek vinçler yapmayı, daha sonra annemin binbir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Küçük bir çocukken sevdiğim tek şey makinelerdi. Onlara bakmaya,onlarla zaman geçirmeye, nasıl çalıştıklarını incelemeye bayılırdım. Tokat’ ın soğuk kış günlerinde benim gibi sürekli ağır bronşit geçiren bir çocuk için en iyi oyun sahası kömür sobamızın ısıttığı oturma odamızdı.<br />
<span id="more-323"></span><br />
Annemin para verip aldığı iplik makaralarını kömür sobasının borularının üzerinden geçirerek vinçler yapmayı, daha sonra annemin binbir laf ettikten sonra bana yiyecek birşeyler vermesini çok severdim. O zamanlar herkes benim mekanik konularda iyi bir mühendis olacağımı düşünmüş olmalılar. Şu an ki halimi görselerdi o düşünenler ne derdi acaba? </p>
<p>Çocukken yetenekli bir çocuk sayılmazdım. Dışarı çıkartılmazdım kış aylarında sürekli hasta olduğum için. Bu yüzden dışarıda çocuklarla herhangi bir oyun oynayamazdım bu zamanlarda. Çocuklar kartopu oynarken ya da buz üzerinde kayarken ben camdan dışarı bakar bazen de tek kanallı siyah-beyaz televizyonumuzda Matematikçiler adlı çocuk programını, çizgi filmleri izlerdik ablam ve kız kardeşimle. Nerden bilebilirdim ki onca yıl sonra matematikle hayatımın yeniden kesişeceğini ve ondan nefret edeceğimi.</p>
<p>Not: 90&#8242;lı yılların sonunda yazılmış bir denemedir, hatırlamıyorum ne zaman yazdığımı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gurcanozturk.com/2007/03/kis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

